Uz.Dr. Selman Ünal

Doktorclub Awards 2025 Finalisti

Kategori: Yılın Doktoru Ödülleri - Yılın Yenilikçi Cerrahi Bilimler Doktoru

Ürgüp Devlet Hastanesi

Fonksiyonel Erektojenik Sinirlerin Haritalanması

Op. Dr. Selman Ünal – Fonksiyonel Erektojenik Sinirlerin Haritalanması

Ben Op. Dr. Selman Ünal. 1991 yılında Ankara’nın Beypazarı ilçesinde dünyaya geldim. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Üroloji uzmanlık eğitimimi Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladım ve eğitimim sırasında erkek cinsel sağlığı alanında araştırmalar yapmak üzere 1 yıl boyunca Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesindeki James Buchanan Brady Üroloji Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştım. Bugün zorunlu hizmet kapsamında atandığım Ürgüp Devlet Hastanesi’nde klinik pratiğimi sürdürürken, çalışmalarımı Androloji alanında derinleştiriyor; cerrahinin yalnızca hastalığı değil, yaşam kalitesini de iyileştirmesi gerektiğine inanıyorum.

Prostat kanseri cerrahisi onkolojik açıdan başarılı sonuçlar verebilse de, operasyon sonrası gelişen erektil disfonksiyon hastalar için önemli bir kayıptır. Bunun temel nedeni, prostat çevresinde seyreden ancak anatomik lokalizasyonları net olarak ortaya konulamamış kavernöz sinir ve dallarının cerrahi sırasında hasarlanabilmesidir. Bugüne kadar geliştirilen sinir koruyucu teknikler bu konuda sınırlı bir ilerleme sağlamış olsa da, bu yaklaşımlar büyük ölçüde anatomik varsayımlara dayanmaktadır. Benim bu yarışmaya sunduğum çalışma, “anatomik sinir” kavramını “fonksiyonel sinir” düzeyine taşıma hedefiyle tasarlandı.

Bu projede, ereksiyonun temel biyokimyasal yolaklarından biri olan nitrik oksit (NO) üretiminin kritik bir ara basamağına odaklandık. Sinirsel uyarıya yanıt olarak nöronal NO sentazın Ser-1412 pozisyonundan fosforillenmesiyle ortaya çıkan P-nNOS (Ser-1412) ifadesini, doğrudan fonksiyonel erektojenik sinirlerin göstergesi olarak kullandık. Böylece literatürde ilk kez, yalnızca sinir liflerinin varlığını değil, gerçekten ereksiyona aktif olarak katılan sinirlerin seçici olarak işaretlenmesini ve haritalanmasını sağladık. Bu yaklaşım, sempatik/parasempatik ayrımına ya da yalnızca nNOS varlığına dayanan önceki sinir haritalama yöntemlerinden çok daha ileri bir özgüllük düzeyi sunmaktadır.

Deneysel modelde kavernöz sinire uygulanan elektriksel uyarı sonrası elde edilen prostat dokularında çift immün boyama teknikleri ile fonksiyonel aktiviteye duyarlı bir işaretleme gerçekleştirdik. Ardından benzyl alcohol/benzyl benzoate bazlı optik klarifikasyon uygulayarak dokuyu bütün halinde şeffaflaştırdık ve multifoton mikroskopi ile üç boyutlu görüntüleme yaptık. Bu yönüyle çalışma, klasik frozen kesitlere dayanan iki boyutlu haritalama yaklaşımlarının ötesine geçerek, prostat çevresindeki sinir ağını yapısal ve fonksiyonel bütünlüğü korunmuş halde analiz eden ilk çalışma olma özelliği taşımaktadır.

Elde ettiğimiz bulgular, prostat çevresindeki sinirlerin yalnızca belirli bir bölümünün fonksiyonel olarak ereksiyona katkı sağladığını ve bu sinirlerin belirgin anatomik dağılım gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu bilgi, cerrahi sırasında “korunması gereken alanı” daha dar ve daha hedefli biçimde tanımlayabilme potansiyeli taşımaktadır.

Bu çalışmanın yenilikçi gücü yalnızca kullandığı biyobelirteçte değil, cerrahi pratiğe açtığı translasyonel pencerededir. İnsan prostatında bu işaretlemenin uygulanabilirliğinin doğrulanması halinde, P-nNOS (Ser-1412)’ye bağlanabilen in vivo floresan ajanlarla prostat kanseri ameliyatı sırasında fonksiyonel sinirlerin gerçek zamanlı olarak ayırt edilmesi mümkün olabilir. Bu yaklaşım, prostat kanseri cerrahisinde sinir korumayı anatomik tahmine dayalı bir teknik olmaktan çıkarıp, biyokimyasal olarak doğrulanmış, hedefe yönelik bir uygulamaya dönüştürebilir.

Bilimsel yolculuğum boyunca edindiğim uluslararası deneyim ve Üroloji’ye duyduğum akademik tutku ile bu çalışmanın yalnızca bir deneysel başarı değil, cerrahi düşünce biçiminde bir dönüşümün başlangıcı olduğuna inanıyorum. Amacım, prostat kanseri cerrahisinde “sinir koruyucu” kavramını yeniden tanımlamak ve kanseri tedavi ederken yaşam kalitesini bilimsel olarak güvence altına alabilen bir gelecek inşa etmektir.